_ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _ | _

_


SOL BİRLİK

home page, ana sayfa,páginas prinsipal, Seiten prinsipal

TÜRKCE ANA SAYFAYA DÖN

AMERİKA-TÜRKİYE-İRAN

Yakup USTA

Son günlerde özellikle de dış basının gündeminde Amerika Birleşik Devletleri ve İran İslam Cumhuriyeti arasında olan gerginlik yer alıyor.

Bu konunun Türkiye açısından değerlendirilmesi çok önemli, özellikle de 3 Mart Tezkeresini T.B.M.M. ye sevk eden Hükümet'in görevde olduğunu düşünürsek bu önem daha da artmaktadır.

Türkiye açısından değerlendirmeden önce ilk önce olayın Amerika ve İran boyutunu değerlendirelim. Amerika açısından baktığımızda olay gayet normal, kendisini tüm devletlerin ağabeyi olarak gören Amerika, İran'da nükleer çalışma yapılmasını dolayısıyla Ortadoğu'da söz dinletemediği bir devlet olmasını istemiyor.

Bu nedenle İran'ın nükleer çalışmalarını engellemek için elinden gelen tüm Uluslararası yaptırımları uygulatmaya çalışıyor. Ya bundan bir sonuç alamazsa; Amerika için bu çalışmalardan bir sonuç almak çok ta önemli değil zaten hiçbir devleti önemsediği yok, bunu Irak işgalinde gördük. Uydurma bahanelerle Irak'ı işgal eden Amerika'ya kim karşı durabildi?

Peki neden Uluslar arası yaptırımlar üzerinde çalışıyor? Tabii ki, sadece Amerika askerlerinin ölmesi akıl karı değildir, taşeron hükümetlerin sağlayacağı destek ile zarar paylaşılacaktır. Burada önemli bir nokta var İran'ın nükleer enerji üretiebilmesi için ilk destek A.B.D.'den geliyor. Şah Pehlevi zamanında verilen destek belki İran'ın Amerika'nın sözünü dinleyebileceği ümidi ile belki de bugünlere hazırlık yapmak içindi.


İran açısından olayı ele alalım; İran Nükleer enerjiyi üreten bir ülke ama Nükleer enerji için gerekli zenginleştirilmiş uranyum'u dışardan alıyor. Haklı olarak bunu ben dışardan almayacağım artık kendim üreteceğim dedi.

Sorunda burada başlıyor, çünkü uranyum zenginleştiren bir ülke hem rahatlıkla Nükleer silah yapabiliyor hem de ne kadar silahı olduğunu sadece kendisi biliyor. İran'lı yetkililer yaptıkları açıklamalarda uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sadece nükleer enerji için yaptıklarını iddia etseler de, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad'ın yaptığı açıklamalar tezatlık oluşturuyor.

Ahmedinejad neden bu tür açıklamalar yaparak uzlaşma yoluna gitmiyor? Çünkü, Amerika ile asla ortak bir anlaşmaya varılmayacağını biliyor, bu nedenle olaya uzlaşmacı yaklaşmıyor. Tabii burada önemli bir nokta da bu durumun İran iç siyasetine etkisi, Ahmedinejad düşmanı olduğu müddetçe iktidar da kalacak. Tıpkı, Amerika'nın kendine yeni düşmanlar ilan ederek ağabey devlet konumunu korumak istemesi gibi.


En önemli kısım olayın Türkiye boyutu. Olayın Türkiye boyutu çok önemli belki de savaşta nükleer silah kullanılıp kullanılmaması da Türkiye'ye bağlı. Yapılması muhtemel olan savaşta büyük ihtimal kara harekatı olmayacak.

Çünkü nüfusun %89'u Şii Müslümanlardan oluşuyor ve bilindiği Şiiler tarih boyunca dini liderlerini hep dinlemişlerdir. Muhtemel bir kara harekatında İran halkı birbirine kenetlenecektir, Irak gibi dağılmayacaktır.

Sadece hava harekatı olacaksa Amerika'nın hızlı bir şekilde nükleer tesisleri, havaalanlarını vurması lazım. Bunu da ancak çok cepheden saldırarak yapabilir, bu nedenle Türkiye'nin desteği çok önemli. Peki Türkiye desteklerse ne olur? ÇOCUK KATİLİ olur.

Yıllardır aynı topraklarda yaşadığı insanların ölümüne sebep olur. Kendi vatandaşlarının ölümüne sebep olabilir (İran'lı yetkililer saldırı anında destek veren ülkelere saldıracaklarını açıkladırlar).
Peki Türkiye bu konuda nasıl bir tavır alacak? diye merak ediyorsanız bu da size bağlı.

Bilindiği gibi Amerika' ya hem kızan hem de destek olan bir hükümetimiz var. Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arsında yapılan ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan 1/1115 sayılı Kanun Tasarısı (http://www2.tbmm.gov.tr/d22/1/1-1115.pdf) 06/10/2005 tarihinde T.B.M.M. Başkanlığına teslim edildi. Bu kanun çerçevesinde Lozan Antlaşması'nı tanıdığını bile belirtmeyen 50 yıllık müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri bize Kitle İmha Silahlarının yayılmasını önlemek için teknolojik yardımda bulunacak ve bizde taşeron olarak onun isteklerine yer vereceğiz.

Biz kendi topraklarımızdan kimin Kitle İmha Silahlarını geçirebileceğini belirleyemeyecek kadar acizmiyiz? Bize dostumuzu ve düşmanımızı Amerika mı söyleyecek? Bu kanunla bir 3 Mart tezkeresinin daha mı temeli atılmaya çalışılıyor? Ama her şey için çok geç değil bu tasarı şuan T.B.M.M. komisyonlarında, bunun kanunlaşması bize bağlı vekillerimize çağrı yaparak bunun kanunlaşmasını engelleyebiliriz.

Yeni bir 3 Mart daha yaşamamak ümidi ile..

Yakup USTA

TÜRKCE ANA SAYFAYA DÖN

home page, ana sayfa,páginas prinsipal, Seiten prinsipal