|
ANA SAYFA
Milletin aldatıldığı kesin
ASLAN BAŞER KAFAOĞLU
Milletin özellikle milli gelir (Gayrısafi Milli Hasıla) konusunda aldatıldığı kesin.
Somçağ'dan başka açık seçik deşen olmamıştı. 21 Aralık 2005 günlü Milliyet gazetesinde Melih Aşık'ın ilk kez bir büyük gazeteden konuyu ciddi bir şekilde ele aldığı yazısını, 22 Aralık günkü yazısı izledi. Böylece benim ve Sayın Selim Somçağ'ın iddialarının daha geniş bir düzeye yayılı olmasıyla konuyu yeniden ele almakta yarar gördüm. Aslında Türkiye'nin Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından ilan edilen oranlarda büyümediği kesin.
Bunun için fazla hesaba kitaba gerek yok. Ulusumuzun yüzde 95'ini oluşturan küçük ve orta çiftçiler, işçiler, kamu çalışanları ve esnafın gelirlerinin artmadığı kesin. Böyle olunca Devlet İstatistik Enstitüsü ve iktidar temsilcilerinin son üç yılda yüzde 20 gibi göz dolduran bir oranda arttığını iddia ettikleri büyüme ile artan milli gelirin nereye gittiğini de -eğer bir siyaset etikleri varsa- sıralayıp anlatmaları gerekli.
Oysa hiçbir tarafta bu çaba görülmüyor. Türkiye'de istatistik kurumunun ileri sürdüğü milli gelir hesaplarına IMF inanıyor diye bizim de inanmamız gerekmez. Hatta onun inanması bizim inanmayışımız için bir diğer nedendir. Çünkü, IMF bizim gibi ülkelerin emperyalistlerce sömürülüşünde baş rolü oynayan bir kurumdur.
Gelişme hakkında verilen bilgilere inanmayanlar benim ve Somçağ'ın yakın çevresinin dışında da dile getirilmeye başlamıştır. Bütçe konuşmalarının başlamasıyla sözde büyümeye yorum Anavatan Partisi'nden gelmiştir.
Bu partinin Genel Başkanı hesapların yapay olarak değeri şişirilmiş Türk Lirası'nın değeriyle meydana çıktığını belirttiği gibi aynı partinin milletvekillerinden Abuşoğlu'da bu büyümeyi, "fakirleştiren büyüme" adıyla dile getirip, böyle büyümeden yararlananların yurt içinde değil yurt dışında olduğunu, aslında ülkenin fakirleştiğini iktisat literatürünün terimleriyle TBMM kürsüsünden ifade etmiştir.
Bizim kanımızla hem Selim Somçağ'ın açıklamaları ve hem de Anavatan Partisi Genel Başkanı Mumcu'nun açıklamaları doğrudur. Bunları ayrı ayrı belirteceğiz.
Önce Sayın Somçağ'ın açıklamalarını açıklayalım. Bu açıklamaya da bir açıklık getiren Prof. Korkut Boratav'ın Milliyet Gazetesinde 22 Aralıkta yayınlanan notunu da kullanacağız.
Sayın okuyucular, milli gelir iki yoldan hesaplanır. Üretim yönünden ve tüketim yönünden. Bu iki hesabın birbirini teyit etmesi gerekir.
Bizim istatistik kurumu üretim yönünden bir milli gelir hesabı yapıyor. Ancak tüketim yönünden yapılan hesap onu tutmuyor. O zaman daha eksik olan tüketim yoluyla yapılan hesap tutarına aradaki fark kadar bir stok rakamı ekliyor. Bu stok rakamı hiçbir şekilde doğruluğu saptanan bir nicelik değil. Ve bu anormal stok rakamıyla düzeltilen veriyi de milli gelir diye ilan ediyor.
Somçağ, "DİE Türk sanayicisinin stokları sürekli artırdığı varsayımına göre hesaplar yapıyor. Böyle bir durum akıl ve mantığa aykırıdır. Bu stok rakamları gerçek değildir. Masa başında uydurulmuştur. 2000 yılı milli gelirini 100 kabul edelim.
2001 kriziyle 100 birimlik milli gelirimiz 91'e geriledi. DİE'nin hormonlu rakamlarına göre 2004 sonu itibariyle, yani üç yıl sonra milli gelir 115'e ulaşmış.
Stok artışlarını düştükten sonra bu 105'e geriler. "Gelelim bu yıla... DİE'nin hormonlu rakamlarına göre yılın ilk üç dönemindeki (dokuz ayındaki) büyüme geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,5 peki ya stok artış rakamlarını düşersek kaç? Sıkı durun. Eksi yüzde 1,6! Evet hayali stok artışlarını düşerseniz 2005 yılının ilk dokuz ayında ekonomi büyümemiş, bilakis yüzde 1,6 küçülmüştür." Şimdi gelelim şu hayali stok artışına.
Normal bir ekonomide üst üste dört sene stoklar hep artma yolunda olamaz. Çünkü stok sanayicinin sırtında bir yüktür. Hele bizim gibi paranın fiyatı (bu faizdir) yüksek ise stoklar durmadan artmaz. Eğer durmadan artıyorsa ekonomide büyüme değil durgunluk hatta çöküş söz konusudur.
Siz hem dört yıl ekonomi yüzde 20 büyüdü diyeceksiniz ve hem de dört sene stoklar durmadan arttı diyeceksiniz.
Bu iki ifade birbirini tutmaz. Bu bakımdan Sayın Selim Somçağ'ın hesap tarzı ve eleştirisi doğrudur. Ama ne yazıktır ki Türkiye'de ekonomi hocaları ve yazarları, DİE "Kar siyahtır" dese ona da inanırlar. Onlar, orta ve küçük çiftçinin gelirleri azalıp yüzbinlerce çiftçi ailesi toprağını bırakarak kentlere iş bulmak için koşarken, işsizlik bütün rakam cambazlıklarına karşın artıp bunun gözlerden saklanması olanağı bulunmaz iken, memurun her türlü kamu çalışanının geliri reel olarak azalırken bu istatistiklere inanırlar. Ve ülkeyi hergün daha fazla uçuruma götüren bir iktidarı yine de alkışlarlar.
Bir başka önemli nokta daha var. Türk parası ile yapılan her hesap güvenilir olamaz. Çünkü Türk Lirası'nın içerde satın alma değeri dört yılda yüzde 25 düşerken (fiyat endekslerinden belli) kambiyo değeri yüzde 20 yükselmiştir. Yani Türk Lirası artık güvenilir bir ölçü birimi değildir.
İşte Anavatan Partisi Genel Başkanı buna değinerek büyüme rakamlarını eleştirmiştir. İkinci önemli nokta hatta bu gelişme rakamları doğru olsa bile bu büyümenin ülkeye bir yararı yoktur. Çünkü bu "fakirleşen büyüme"dir. Bunları da gelecek hafta görelim.
Milletin aldatıldığı kesin
ANA SAYFA
|